(5237 S. K. m. 62, 203) (5271 S. K. m. 231)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
03.03.2009 tarihinde sanık D. K. müdafiin yüzüne karşı okunan hüküm, sanık müdafii tarafından CMUK'nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 03.04.2009 tarihinde temyiz edildiğinden, süresinde yapılmayan temyiz isteminin 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK'nın 317 nci maddesi gereğince reddine, sanık O. B. yönünden temyiz istemi bulunmadığı da gözetilerek incelemenin O Yer Cumhuriyet Savcısının sanık D. K. hakkındaki mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın işlediği kabul edilen mühür bozma suçunun temas ettiği 5237 sayılı TCK'nın 203/1 inci maddesinde seçimlik ceza öngörülmesi ve aynı Kanunun 50/2 nci maddesinde ise, hapis cezasıyla adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez hükmünün yer alması nedeniyle, tercih ve tayin edilecek hürriyeti bağlayıcı ceza sonradan paraya çevrilemeyeceği için sanığa para cezası verilmesi düşünülüyor ise adli para cezasının 52 ve 61 inci maddelerdeki esaslara göre doğrudan tayin ve tespiti yerine anılan düzenlemelere aykırı biçimde önce hürriyeti bağlayıcı ceza verilip müteakiben 52/2 nci madde 50/1-a uyarınca bu cezanın paraya çevrilmesi; sanığa hapis cezası verilmesi düşünülüyor ise de aynı Yasanın 50/2 nci maddesindeki kısıtlama nedeniyle sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 2. ve 3 üncü fıkra hükümleri gereğince adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi hususunun tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozma öncesi kararda cezasından TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilen ve bozma sonrası duruşmaya katılmadığı için duruşmadaki hali gözlenemeyen sanık hakkında duruşmadaki tutum ve davranışları gerekçe gösterilerek TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanması,
5271 sayılı CMK'nın 231/5 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6 ncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK'nın 231/6 ncı maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan koşulları bulunmadığından şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, O Yer C.Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy