MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma
HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırmaya ilişkin hükümler aleyhine 18/06/2009 tarihinde temyiz yoluna başvuran katılan Sağlık Bakanlığı vekilinin 01/07/2009 günlü dilekçeyle temyizden vazgeçmesi nedeniyle sanık müdafiin, sanığın mahkümiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz talebiyle sınırlı olarak inceleme yapılamasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın Aydın SSK Bölge Hastanesinde çocuk cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı dönemde, müştekiler ... ve ...'nun çocuklarını ameliyat etmeye karar verdikten sonra bu kişilerden 2002 yılı ocak ve şubat aylarında, yapması gereken ameliyat işini yapmak için para aldığının oluşa uygun olarak kabul edilmesine rağmen, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 212/1. maddesinde düzenlenen basit rüşvet suçu kapsamında kaldığı, 5237 sayılı TCK'nın rüşvet suçuna ilişkin 252. maddesinin 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 87. maddesi ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan ilk halinde basit/nitelikli rüşvet ayrımına yer verilmemesi nedeniyle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmesi gerekirken, lehe kanun karşılaştırmasının bu maddelere göre yapılması yerine yazılı şekilde 765 sayılı TCK'nın 240. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesinin esas alınması; 765 sayılı TCK'nın 212/1, 219/3, 59/2. maddelerinin en lehe olacak şekilde uygulanması halinde dahi belirlenecek ceza miktarı olan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına göre mahkemece hükmedilen ceza miktarının lehe olduğu dikkate alındığında sonuca etkili görülmediğinden,
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunla, sanığın eyleminin uyduğu kabul edilerek hakkında uygulanan TCK'nın 257. maddesinin 3. fıkrasında, yapılan değişiklik ile hapis cezasının değişmediği ve adli para cezası ilave edildiği, bu itibarla sanık aleyhine olduğu,
Yine hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-b. maddesi ile TCK'nın 257/3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; bu tarih itibariyle sanığın eylemlerinin, 6352 sayılı Kanunun 87. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 252/2. maddesinde düzenlenen suça dönüştüğü ve bu düzenleme de sanık aleyhine sonuç doğurduğundan,
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin herhangi bir düzenleme olmaması da dikkate alınarak, TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 240. maddesinde düzenlenen suç kapsamında kalmadığı kabul edildiğinden tebliğnamede zamanaşımı nedeniyle bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy