(765 S. K. m. 339, 342, 347) (5237 S. K. m. 7, 20, 31, 53, 204, 257) (YHGK. 30.11.2010 T. 2010/5-195 E. 2010/244 K.)
Dava: Rüşvet almak ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık A. A.'nun bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; eyleminin görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine dair, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.6.2008 gün ve 2008/71 Esas, 2008/154 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.11.2010 gün ve 2010/5-195 Esas, 2010/244 Sayılı tevdi kararı ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Karpuzlu İlçesi Tapu Sicil Müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan sanığın, A. A. adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin intikal işlemlerini yapmak için ilgilinin mirasçıları adına işlemleri takip eden M.K.'dan çeşitli masraflar adı altında 850 milyon lirayı alıp, gerçekte tapu kayıtlarında intikale yönelik hiçbir işlem yapmadığı halde Tapu Sicil Müdürlüğünün başka bir işlemini ihtiva eden 357 yevmiye numarasını vermek ve 4.8.2003 tarihini atmak suretiyle intikal işlemlerini yapılmış gibi göstererek toplam 17 adet tapu senedini siciline uygundur şerhi ile imzalayıp A. A.'nun mirasçılarına verdiği, mirasçılardan H. K.'nın doğrudan gelir desteği almak için anılan belgeleri Tarım Müdürlüğüne ibraz ettiği, ancak bu kurumca suça konu tapu senetlerinin gerçeği yansıtmadığının tespit edilip ihbar edildiği anlaşılan ve mahkemece de oluşu bu şekilde kabul edilen olayda; tapu kütüğünün aslında sahtecilik yapılmamış olması, tapu sicilinin aleni bulunması, müracaat durumunda gerçek kayıtlara her zaman ulaşılabilmesi, Tarım Müdürlüğüne ibraz edilen belgeler arasından yer alan 238, 336, 338, 339, 340, 341, 342 parsel numaralı taşınmazlara ait tapu senetlerinde tarih olarak 2.8.2003 yazılı olup, bu tarihte yer alan 2 rakamının hiçbir paraf, imza veya onay olmadan 4 olarak düzeltilmiş bulunduğunun hemen fark edilebilmesi, ayrıca söz konusu tapu senetlerinin tamamının arka sayfasında Doğrudan gelir desteği için geçerli olup, başka amaçla kullanılamaz şerhi bulunup bu şerhin tapu sicil müdürü tarafından 26.8.2003 tarihinde onaylanıp mühürlenmek suretiyle kullanım alanlarının tamamen bu işe hasredilmesi ve muhatap kurum olan Tarım Müdürlüğünce gerçek kayıtlara uymadığının hemen fark edilmesi nedenleriyle suça konu tapu senetlerinin aldatma yeteneğinin mevcut olmadığı nazara alınarak sanığın resmi evrakta sahtecilik suçundan beraati yerine yazılı gerekçelerle bozma ilamına direnilmek suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de,
Dosyada mevcut Karpuzlu Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 17.11.2004 tarihli yazısına göre müdür vekili olarak A. A.'un görevde bulunduğu sırada sanığın tapu kütüğünde sahtecilik yapmadan, tapu müdürü vekilinin isminin altına imza atmak suretiyle suça konu tapu senetlerini düzenlemekten ibaret eyleminde, söz konusu belgelerin aldatma yeteneğinin bulunduğunun kabulüne rağmen fiilin 765 Sayılı T.C.K.'nun 342/3. maddesinde düzenlenen resmi belgenin sureti üzerinde sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağı, ayrıca tapu senetlerinin içerik itibarıyla gerçek bir durumu yansıtıp yansıtmadığı da araştırıldıktan sonra sanık hakkında aynı Yasanın 347. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı da tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
765 Sayılı T.C.K.'nun 339. maddesinde kamu hizmetlerinden yasaklamaya ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu suçtan sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunduğu halde T.C.K.'nun 31 ve 20. maddelerine atıfta bulunularak sanık hakkında ayrıca 3 ay müddetle kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası verilmesi,
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme gelince;
Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 Sayılı Kanunun 1. maddesi ile T.C.K.'nun 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan kazanç sözcüğünün menfaat olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında T.C.K.'nun 7/2. madde-fıkrasındaki suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
5237 Sayılı T.C.K.'nun 53/5. maddesinde yer alan ... cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir şeklindeki düzenlemeye göre; cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup sanık hakkında hükmedilen 10 ay hapis cezasını geçemeyeceği gözetilmeden 1 yıl süreyle 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanma kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, görevi kötüye kullanma suçu yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy