ÖZET: GÖREVLERİNİN SAĞLADIĞI GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMAK SURETİYLE, PUL VE BENZERİ MASRAFLAR ADI ALTINDA VEYA SİSTEMDE ARIZA OLMASI NEDENİYLE MAKBUZ VERİLEMEDİĞİNİ SÖYLEME ŞEKLİNDEKİ HİLELİ DAVRANIŞLARLA ÇEŞİTLİ KİŞİLERDEN PARA ALARAK KENDİLERİNE MENFAAT TEMİN EDEN MAHKEME GÖREVLİLERİNİN EYLEMLERİ TCK’NIN 250/2. MADDESİNDE DÜZENLENEN İKNA SURETİYLE İRTİKAP SUÇU NİTELİĞİNDEDİR.
TCK’NIN 43/2. MADDESİNE GÖRE; BİRDEN FAZLA KİŞİYE KARŞI İŞLENEN AYNI SUÇUN ZİNCİRLEME SUÇ KAPSAMINDA KABUL EDİLEBİLMESİ İÇİN, TEK BİR FİİLLE İŞLENMESİ GEREKTİĞİNDEN, SOMUT OLAYDA HER BİR MAĞDURA KARŞI FARKLI ZAMANLARDA İŞLENEN SUÇLARLA İLGİLİ OLARAK, GERÇEK İÇTİMA KURALLARINA GÖRE SANIKLARIN HER BİR MAĞDURA YÖNELİK EYLEMLERİ AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLEREK HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ GÖZETİLMELİDİR.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Çardak Sulh Hukuk Mahkemesi’ne veraset ilamı almak için gelen kişilerden 6,60 TL başvuru harcı ve 14,00 TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 20,60 TL harç alınmasının gerektiği ve başkaca alınması gerekli masraf bulunmadığı halde; aynı mahkemede zabıt katibi olarak çalışan ve 13.08.2008 tarihinden itibaren 30 gün süreyle yazı işleri müdürlüğüne vekalet eden sanık Savaş’ın; Mehmet G. isimli kişiden 103,00 TL, D.Ali’den 60,00 TL, Osman ve Birol’dan toplam 130,00 TL, Sevgi’den 55,00 TL, İrfan’dan 85,00 TL, Mehmet Y.’den 60,00 TL, Talet’den 76,00 TL, Faik’den 35,00 TL, Ramazan’dan yasal olarak alınan 20,60 TL harcın dışında ayrıca 20,00 TL, yine aynı mahkemede mübaşir olarak görev yapan sanık Murat’ın ise Gönül’den 30,00 TL, Hanım’dan 30,00 TL, Mustafa’dan 40,00 TL, ayrıca her iki sanığın eylem veya irade birliği içinde Ayşe isimli kişiden 103,00 TL tutarındaki parayı, görevlerinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle, pul ve benzeri masraflar adı altında veya sistemde arıza olması nedeniyle makbuz verilemediğini söyleme şeklindeki hileli davranışlarla bu kişilerden alarak kendilerine menfaat temin etme şeklinde sübut bulan eylemlerinin TCK’nın 250/2. maddesinde düzenlenen ikna suretiyle irtikap suçu niteliğinde olduğu gözetilmeksizin, suçun hukuki nitelendirmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
TCK’nın 43/2. maddesine göre; birden fazla kişiye karşı işlenen aynı suçun zincirleme suç kapsamında kabul edilebilmesi için, tek bir fiille işlenmesi gerektiğinden, somut olayda her bir mağdura karşı farklı zamanlarda işlenen suçlarla ilgili olarak, gerçek içtima kurallarına göre sanıkların her bir mağdura yönelik eylemleri ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 86. maddesi ile TCK’nın 250. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Zincirleme suç nedeniyle arttırım yapıldıktan sonra belirlenen 1 yıl 3 ay hapis cezası üzerinden 1/6 oranında takdiri indirime ilişkin indirim yapılırken, hapis cezasının süresinin yıl hesabıyla belirlenmesi gerekirken, yıl aya çevrilerek 1 yıl 15 gün hapis cezası yerine 12 ay 15 gün hapis cezası belirlenerek sanıklara eksik ceza verilmesi,
Mahkum oldukları erteli hapis cezası kısa süreli olmayan sanıklar hakkında TCK’nın 53/1-a, b, d ve (kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışında) c bendindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara·alınmaması,
Mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, ayrı ayrı sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında bu konuda karar verilmeyerek CMK’nın 324/2. ve 325/1. maddelerine ve yargılama aşamasında bir süre tutuklu kalan sanıkların tutuklu kaldıkları sürelerin gerekçeli karar başlığına yazılmaması suretiyle aynı Kanun’un 232/2-d maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy