(5271 S. K. m. 161, 237) (3201 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 257)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Müşteki F...'a karşı Fe... isimli kişi tarafından 07.07.2010 tarihinde işlendiği iddia edilen direnme ve hakaret suçları yönünden F...'ın mağdur sıfatının bulunması nedeniyle, bu suçlar ile ilgili adli işlem yapılmaması iddiasıyla dava konusu edilen eylemler yönünden de F...'ın mağdur sıfatının bulunduğunun kabulü gerektiği gözetilerek, müştekinin katılma ve temyiz taleplerinin reddine dair kararların kaldırılmasına ve CMK'nın 237/2. maddesine göre, bu eylem yönünden müştekinin katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: 07.07.2010 tarihinde meydana gelen direnme ve hakaret eylemleri nedeniyle 17.08.2010 tarihinde Sorgun Cumhuriyet Başsavcılığına bilgi verildiğinin anlaşılması karşısında;
CMK'nın 161/2. maddesine göre, adli kolluk görevlilerinin; elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet Savcısına derhal bildirmek ve bu Cumhuriyet Savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü oldukları da gözetilerek, sanıkların 07.07.2010-17.08.2010 tarihleri arasında izinli oldukları günlerin ve hangi görevlerde bulunduklarının araştırılarak, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 9/C ve Adli Kolluk Yönetmeliğinin 3. maddelerine göre adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının belirlenmesi, adli kolluk görevlisi olduklarının anlaşılması halinde ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 18.10.2005 tarih ve 2005/4MD-96 Esas ve 2005/118 sayılı Kararında da kabul edildiği üzere, TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarından olan mağduriyet kavramının; sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade etmesi de dikkate alınarak, sanıkların haberdar oldukları adli olayı en kısa sürede yetkili Cumhuriyet Savcısına bildirmemeleri şeklindeki eylemlerinin, müştekinin mağduriyetine neden olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini; sanıkların adli kolluk görevlisi olmadıklarının belirlenmesi halinde ise, idari görevleri kapsamında atılı suçun işlendiği kabul edilerek sanıklar hakkında 4483 sayılı Kanuna göre yetkili merciiden soruşturma izni alınmak üzere durma kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraet kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy