Tebliğname No : 11 - 2011/138246
MAHKEMESİ : Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/12/2010
NUMARASI : 2009/108 Esas, 2010/269 Karar
SUÇ : Zimmet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanununun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcunu yatırmak gibi bir hususun bulunmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan "meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar." şeklindeki hükmüne göre; serbest muhasebeci olan sanığın, katılanın vergi borcunu maliyeye yatırmak üzere aldığı paraları adı geçen kuruma yatırmayarak kendisi için kullandığı anlaşılmış olunması karşısında, eyleminin göreviyle ilgisinin bulunmayıp TCK'nın 155/1. maddesinde düzenlenen “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki 1 nolu bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu ve suçun işlenme süresi göz önüne alınarak zincirleme suç nedeniyle yapılacak arttırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, eylemler ile orantılı olmayacak şekilde TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca asgari hadden arttırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
Zincirleme suç nedeniyle artırım yapılması sırasında hesap hatası sonucu 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 350 gün adli para cezası yerine 1 yıl 12 ay 15 gün hapis ve 320 gün adli para, takdiri indirim yapılırkende 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 291 gün adli para cezası yerine 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 266 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle sonuç adli para cezasının eksik şekilde belirlenmesi,
Hapis cezasının ertelenmesi sırasında denetim süresinin açıkça belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle infazda tereddüt oluşturulması,
Sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep etmesine rağmen hükmolunan para cezasının TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirme imkanının karar yerinde tartışılmaması,
Suç tarihi 29/12/2005 ve öncesi olduğu halde gerekçeli karar başlığında şikayet günü olan 30/04/2007 olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy