Tebliğname No: 4 - 2011/50542
MAHKEMESİ : Kale (Denizli) Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 13/09/2010
NUMARASI: 2009/65 Esas, 2010/89 Karar
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde K.. ilçesi Gölbaşı belediye başkanı olarak görev yapan sanığın, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yetkili olmasına, Belediyenin yetkisi bulunmamasına rağmen, katılana ait su kuyusunu ruhsatsız olduğundan bahisle faaliyetten men etme şeklindeki eyleminin TCK'nın 154. maddesi kapsamında hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılmaması,
Kabule göre de;
Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/3. maddesi gereğince kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından 53/1-c maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceği, kendi altsoyu olmayan kişiler yönünden 53/1-c maddesi uyarınca hükmedilecek hak yoksunluğunun ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle yüklenen suçu işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/06/2008 gün 2008/149-163, 13/11/2007 gün 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK'nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınmadan "Sanığın suç tarihinden sonra göstermiş olduğu pişmanlığı nedeniyle bir daha suç işlemeyeceği noktasında mahkemede kanaat uyandırdığından..." şeklinde gerekçeyle TCK'nın 51. maddesi uyarınca verilen cezanın ertelenmesine karar verildiği halde, bu kez "Sanığın adli sicil kaydına dayanak silinme koşulları oluşmuş ilamlarının içeriği özellikle de bu eylemle benzer görevi ihmal suçunu geçmişte de işlemiş olması ve bu şekilde oluşan olumsuz kişiliği dolayısıyla sanık bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat getirmediğinden" denilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek çelişkiye neden olunması,
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.