MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜM : Sanıklar...’ın eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetlerine, sanık Durmuş’un beraetine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Suçtan zarar gören ve kovuşturma aşamasında duruşmadan haberdar edilmeyen ... vekilinin katılma talebinin dilekçesinin içeriğine göre sanık...yönünden 3628 sayılı Kanunun 17 ve 18. maddeleri ile CMK'nın 237/2, 260. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak kabulü ile dosyanın esastan incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
... Öğretmenevi kaba inşaatı ikmal işi ihalesine katılacak kişilerle ihalenin kendisinde kalması için ihale öncesi anlaşma düşüncesinde olan Durmuş’un bu amaca yönelik olarak sanık ... ile görüştüğü, suç tarihinde ihaleye katılmasının yasaklanmış
olması nedeniyle ihaleye katılamayacak durumda olmasına rağmen oluşan bu durumdan istifade etmek isteyen ...’un da ihaleye katılacakmış görüntüsü vermek maksadıyla yanında çalışan diğer sanık ...’a verdiği talimat nedeniyle bu sanığın kendisi tarafından ihale dosyasına benzer şekilde hazırlanan evraklarla birlikte ihale mahalline gelmesi üzerine, bu hileli davranışların sonucunda...’ın telefonundan sanık ... ile ihaleye katılmamasını sağlamak için yaptığı görüşmede pazarlık sonunda 1.000 liraya anlaştıkları ve belirlenen bedelin sanık ...’a ödendiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05/11/2013 gün ve 2012/15-1354; 2013/437 sayılı kararında da açıklandığı üzere; TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşları, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliğinin sadece isminin kullanılması bu bendin uygulanması için yeterli olmayıp, bunlara ait maddi varlığın veya bu tüzel kişiliklerle bağ kurulmasını sağlayan somut başka olguların kullanılması, bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evrak ve makbuzların sunulması, taşıtın kullanılması, mağdur üzerinde bentte sayılan tüzel kişiliklerden gelinildiğine veya buralardan aranıldığına dair bir düşünce oluşturulması ve mağdurun aldatılması gerekmekte olup, bu açıklamalar ışığında sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, sanık ...’ın eyleme yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği gözetilmeksizin, nitelikli dolandırıcılık olarak kabulüyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy