Zimmet suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda; atılı suçtan mahkumiyetlerine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21/02/2011 gün ve 2008/167 Esas, 2011/22 Karar sayılı hükmün müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 09/12/2013 gün ve 2012/12512 Esas, 2013/11902 Karar sayılı ilamı ile onanması yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/03/2014 gün ve KD - 2011/357185 sayılı yazısı ile itiraz isteminde bulunması üzerine dosya Daireye verilmekle incelendi;
Yargıtay C.Başsavcılığının itiraz sebebleri yerinde görüldüğünden itirazın KABULÜNE, Dairemizin 09/12/2013 gün ve 2012/12512 Esas, 2013/11902 sayılı Kararının ..., ..., ..., ... ve ... ile sınırlı olmak üzere KALDIRILMASINA, karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ya yüklenen fiillerin sübutu halinde ancak 4389 sayılı Yasa'nın 22/3. maddesinde düzenlenen suçları oluşturabileceği, bu suçlara öngörülen cezaların üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen onbeş yıllık asli ve ilave zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, bu sanıklar bakımından son suç tarihi olan 04/12/1998 ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği, banka görevlisi olan diğer sanıkların mahkumiyetlerine konu sair zimmet fiillerine katıldıkları yönünde isnat ve delil bulunmadığı anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki davaların zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy