MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zincirleme biçimde basit zimmet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
... Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu üyeleri olarak görev yapan sanıklar hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasının bozma üzerine yapılan yargılamasında mahkemece tüm sanıkların zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanıklar ... ve ..'nın aşamalarda değişmeyen savunmalarında kooperatifin tüm parasal işlerini sanık ...'ın yürüttüğünü beyan etmeleri, sanık ...'ın da bu savunmaları inkar etmemesi karşısında kooperatif başkanı olan sanık ...'ın eylemine ne şekilde iştirak ettiklerinin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle tartışılmadan, varılan sonuç ile buna ilişkin delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğu karar yerinde ayrıntılı olarak gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
10/07/2006 tarihli ön inceleme raporunda ayrı bir konu olarak ele alınan avans paralarının gerçekte ödenip ödenmediği hususunda ... bir tespit yapılamadığının belirtildiği,iddianamede de sadece ön inceleme raporunda belirtilen kasa açığı ile ilgili olarak kamu davası açıldığı, ancak mahkemece kamu davası açılmayan avansların tarihlerinin farklı olduğu hususunun zincirleme suçun uygulanmasına gerekçe yapıldığı anlaşılmakla; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/02/2014 gün ve 2013/13-274 Esas, 2014/78 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere CMK’nın 225.
maddesi uyarınca da; “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir" hükmü karşısında, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılmasının, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında kamu davasına konu edilmeyen avans tarihlerinin farklı olduğu gerekçesiyle zincirleme suç hükümlerini içeren TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
13/11/2012 tarihli bozma ilamımızda belirtilmesine rağmen gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 07/07/2002 öncesi yerine 06/06/2005 olarak gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı Kararının 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanması sırasında bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde sınırlı uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.