MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde sanığın ... İcra Müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, katılanın alacaklısı olduğu ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyası kapsamında katılanın 07/05/2009 tarihli talebi üzerine ... İcra müdürü tarafından borçluya ait ... İlçesi ...Mahallesi ... Ada,... Parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın haczine karar verildiği ve aynı tarihli haciz müzekkeresinin yazıldığı,... Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından ... yevmiye ile 02/06/2009 tarihinde tapuya haciz şerhinin verildiği, 31/05/2011 tarihinde katılan vekili tarafından satış masrafları yatırılarak satış talebinde bulunulduğu halde sanığın icra dosyası borçlusu olan ...'ün talebi doğrultusunda 25/07/2011 tarihinde haczin fekkine karar verdiği iddia ve kabul olunan somut olayda; taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesinin zorunlu olmadığı, bu itibarla satış talebinde bulunulan 31/05/2011 tarihinde, 07/05/2009 olan haciz tarihinden itibaren İcra ve İflas Kanununun 106. maddesi uyarınca 2 yıllık satış isteme süresinin geçmiş olması sebebiyle taşınmaz üzerindeki haczin yasal olarak düşmüş olduğu, sanığın haczin yasal olarak düşmesi sonrasında fekkine karar vermesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, işlemin kanuna uygun olduğu ve bu nedenle üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin
1. fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayarak, olayın oluş biçimine ve dosya içeriğine uygun olmayan şekilde kanun metninin tekrarından ibaret gerekçelerle, hak ve orantılılık kuralları da gözetilmeyerek, alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayin edilmesi,
Sabıkasız olup, duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz hali bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması,
CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu fıkraya 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınıp uğranılan zarar miktarının saptanması ile tazmin imkanı tanınmasından sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adli sicil kaydı bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve mağdurun zararının giderilmediği şeklindeki gerekçeyle 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 25/07/2011 yerine 25/07/2012 olarak gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 19/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.