MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zincirleme basit zimmet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Gerek hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerekse erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören birer şahsileştirme kurumları oldukları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07/06/1976 gün ve 4-3 sayılı kararı ile bu karara uyum gösteren Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da belirtildiği üzere, cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir şahsileştirme hükmünün uygulanmasına veya uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken mahkemece gerekçe gösterilmesi ve bu gerekçenin sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmasının gerektiği, pişmanlık göstermediğine ilişkin bir beyanı ya da başka bir olumsuz tavrı yargılama dosyasına yansımayan fail hakkında, şahsileştirme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin olarak yalnızca kanun maddelerinde yer alan ifadelerin tekrarlanmasının, kanun koyucunun aradığı anlamda yeterli bir gerekçe olarak kabulünün mümkün olmadığı, hakkında suçun işleniş biçimi lehe gözetilerek alt sınırdan ceza tayin edilen sanığa verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak takdiri indirime ilişkin TCK'nın 62. maddesiyle cezasında indirim yapılan, daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan, duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz bir hali tespit edilmeyen ve kurum zararını tazmin suretiyle tamame gideren sanığın kişiliğine,sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğine, yine kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, verilen cezanın ertelenmesinin veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, sanığın olumsuz kişilik özelliklerinin ve davranışlarının nasıl saptandığı, pişmanlık duyduğuna dair belirti olmadığının nasıl belirlendiği açıklanmadan, hangi somut veri ve olgulara dayanıldığı da gösterilmeden yasadaki ifadelerin soyut olarak tekrarından ibaret, yetersiz ve kısmen de çelişen gerekçelerle anılan hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 21/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.