MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme basit zimmet (sanıklar ... ve ... hak.), ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (diğer sanıklar hak.)
HÜKÜM : Atılı suçlardan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Tebliğnamede adına yer verilen sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik bir temyizin bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ... ve ... haklarında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/09/2011 günlü, 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere, TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmamasının kazanılmış hak niteliğinde olduğu ve 13/07/2010 tarihli sanıklar aleyhine temyiz bulunmayan hükmün Dairemizin 30/05/2013 tarihli ilamıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla bozulmasına karar verilmesi nedeniyle de adı geçen sanıklar hakkında TCK'nın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... haklarında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanıkların üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK'nın 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 11/02/2007 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 02/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy