MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği
HÜKÜM: Zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin eylemin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle her iki suçtan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davasında; katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin vekili aracılığı ile yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin sanığın temyiziyle SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sahte belgede nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerekmesine göre, sahteciliğe konu belgelerin, belgeyi düzenlemeye yetkili sanık tarafından miktar yönünden içerik itibarıyla farklı düzenlenmesi suretiyle gerçekleştirilmesi nedeniyle iğfal kabiliyetinin bulunduğunun kabulü gerekeceğinden tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 15/03/2013 ve 20/03/2013 yerine sadece 15/03/2013 olarak gösterilmesi mahallinde ilavesi mümkün noksanlık kabul edilmiş, TCK'nın 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması ile sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın
CMK'nın 231/11. maddesi gereğince ele alınması için ilgili mahkemesine mahallince ihbarda bulunulması mümkün görülmüş, yüklenen suçları TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ise aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA 15/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.