MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere, hükmün dayanağı gerekçe ve takdire göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/02/2010 gün, 2010/1852 Esas, 2010/2615 karar sayılı bozma ilamından sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi karşısında, TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık hakkında bozma öncesi kurulan 15/11/2007 tarihli hükümde 10 ay hapis cezasının 9.000,00 TL adli para cezasına çevrildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edildiği, 5320 sayılı Yasanın 8/1 yollamasıyla 1412 sayılı CMK'nın 326/son maddesi gereğince hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin sanık lehine kazanılmış hak oluşturacağı gözetilmeden, bozmadan sonraki kararda sanık lehine kazanılmış hak ilkesine aykırı şekilde 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy