MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK'nın 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından sanıklar hakkında açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK'nın 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... ve ...'nın Siirt İl Trafik Komisyonuna S.S. 22 No'lu Hızır Minibüsçüler-Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin yolcu taşımacılığı yapması için izin verilmesi yönündeki müracaatlarının kabul edilmesi amacıyla sanık ... aracılığıyla adı geçen komisyonun başkanı olan sanık ...'e 22.000,00 TL rüşvet verdikleri iddia ve kabul edilen somut olayda; adı geçen kooperatifin izin talebinin il trafik komisyonunca reddedilmesi, iletişimin tespiti tutanaklarının ise ret kararından sonraki sürece ilişkin olup, tutanaklara yansıyan sanıklar ... ve ...'nin ...'den, ...'in ise ...'den daha önceden verilmiş olan paraların iadesini istemelerine yönelik görüşmeler hakkında tüm sanıkların vaki konuşmaların verilmiş borçların geri ödemesi olduğu yönündeki istikrarlı savunmaları, sanık ...'ın il trafik komisyonu başkanı olarak komisyondaki diğer üyelere sanıkların talebi doğrultusunda bir karar verilmesi için herhangi bir girişimi veya talebinin olmadığına
dair tanık beyanlarının bulunması karşısında, iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği de gözetildiğinde, rüşvet anlaşmasının varlığı, nasıl ve hangi tarihte yapıldığı hususlarının somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla, sanıkların savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
UYAP sisteminden temin edilen güncel nüfus kaydından sanık ...'in hükümden sonra 08/12/2018 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, bu hususun mahallinde araştırılarak sonucuna göre TCK'nın 64/1 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık ... hakkında, aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının Resmi Gazete'nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin, sanıklar müdafilerin ve sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 13/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy