MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Sanıklar ... ve Rauf Uyar hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
05/08/2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen kararlar ile Yargıtay'dan geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirlenmesi suretiyle katılan vekilinin yanıltıldığı anlaşıldığından, yüzüne karşı verilen hükme ilişkin katılan vekilinin 25/10/2017 tarihli temyiz talebinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilmiş, öte yandan Hazinenin tefecilik suçunun mağduru olduğu anlaşılmakla, davaya katılma ve kanun yoluna başvurma hakkının bulunması, duruşma gününü içeren bozma ilamını bildiren davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemiş ise de 08/10/2012 tarihli temyiz dilekçesinin katılma talebini içerdiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nın 237/2 ve 260/1. maddeleri gereğince davaya katılmasına, incelemenin başvurularının kapsamına göre katılan Hazine vekilinin beraat hükümlerine, katılan ... vekilinin tüm hükümlere, sanık ... müdafin ise müvekkili hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
.../...
-2-
Sanıkların üzerine atılı tefecilik suçunun 5237 sayılı TCK'nın 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımına tabi olduğu, 15/11/2006 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, adli emanetin 2010/1476 sırasında kayıtlı emanet eşyalarının dosyada delil olarak saklanmasına, 25/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy