MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Müteselsilen ihtilasen zimmet
HÜKÜM : Zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık hakkında tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına göre müdafin duruşmalı inceleme talebi ile katılan vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan hükmü CMUK'nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra ve 26/08/2014 günlü dilekçe ile vekalet ücreti yönüyle temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİYLE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında suç tarihinin 25/10/1996 ve öncesi olması nedeniyle lehe-aleyhe kanun değerlendirmesi kapsamında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerinin karşılaştırılması sırasında; aleyhe kabul edilen 765 sayılı Yasa hükümlerine göre zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken hapis cezasının hesap hatası sonucu ''10 yıl 8 ay'' yerine ''12 yıl'' şeklinde belirlenmesi suretiyle sonuç cezalar itibarıyla 765 sayılı Kanun hükümlerinin açıkça sanık lehine sonuç doğurduğu gözetilmeden, lehe yasa uygulamasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Zimmet suçu yönünden TCK'nın 247/1-2, 43, 248, 62. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanunun 61. maddesine aykırı davranılması,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı Kararının Resmi Gazete'nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçları TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek hükümlerin 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA, 04/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy