MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3394 Esas, 2019/3338 Karar
SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2017 tarihli ve 2016/256 Esas, 2017/290 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1, 248/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 15... gün, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1, 2, 3, 5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Sanık müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/3394 Esas, 2019/3338 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulduğuna, hükümlerde çelişkiler olduğuna, sanığın etkin pişmanlık konusunda ödeme iradesinin soruşturma başlamadan önceye yönelik olduğuna ve indirimin hatalı uygulandığına, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulmasının yerinde olmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanığın zimmet suçundan faydalanmadığına, suçu kabul etmemekle birlikte eyleminin kullanma zimmeti olabileceğine, nitelikli halin uygulanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna, isnat edilen suçlardan beraat kararları verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Suç tarihlerinde ... Perakende Satış Anonim Şirketinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli olarak görev yapan sanığın elektrik aboneliklerinin tesisi aşamasında olması gereken tutarlarda tahsil edilen güvence bedellerine ilişkin olarak, bir kısım aboneliklerde tahliye öncesi kişilerin bilgisi ve rızası olmaksızın güç artışı yapmak suretiyle olması gerekenden daha fazla tutarda güvence bedeli tahakkuk ettirdiği, bir kısım aboneliklerde ise tahakkuk ettirdiği tutarların olması gereken miktarda olduğu, bu şekilde tahakkuk ettirdiği toplam 61.660,29 TL kurum parasını uhdesinde tuttuğu kabul edilen somut olayda, abonelerden fazladan tahsil edilen bir ücret olmadığından uhdeye geçirilen tutarların tamamı bakımından yasal tevdi unsurunun gerçekleştiği nazara alındığında, eylemlerinin zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bir kısım eylemlerin dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği şeklindeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçundan kurulan hüküm yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın idari tahkikat sırasında belirlenen zimmet miktarını soruşturma başlamadan önce ödediği, soruşturma aşamasında tespit edilen ilave zimmet miktarını da hemen ödediği gözetildiğinde ödeme iradesini soruşturmadan önce ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, cezasında 5237 sayılı Kanun'un 248/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması gerekirken aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
Sahtecilik suçuyla ilgili olarak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınmasından sonra hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Zimmet suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 247/1-2, 43/1 ve 248/2. maddeleri uyarınca belirlenen "8 yıl 9 ay" hapis cezasından 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması sırasında hesap hatası sonucu "7 yıl 3 ay 15 gün" yerine "6 yıl 15... gün" hapis cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4'ten 3/4'üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, 5237 sayılı Kanun'un 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenleme uyarınca mağdur .../veya fiil sayısı nazara alınıp, benzer olaylarla karşılaştırıldığında suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak ve denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak bir artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi gerekirken kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında 1/2 oranında artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçları işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar aynı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine; memuriyet hak ve yetkilerini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Silifke Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.02.2026 tarihinde karar verildi.