MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/16 Esas, 2016/177 Karar
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin tayin olunan cezaların miktarlarına nazaran yasal koşulları bulunmayan ve sanık ... dışındaki diğer sanıklar müdafiinin süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen hükümlere yönelik olmadığı, sanıklar hakkında dava açılmayan ve iddianamede anlatım bulunmayan resmi belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulması gerektiğine yönelik olduğu anlaşılmakla; başvurularının kapsamına göre incelemenin ... dışındaki diğer sanıklar müdafiilerinin müvekkilleri hakkında ve sanık ...'in ise kendisi hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
04.06.2007 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2012 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
.. Genel Müdürlüğünce yapılan .. .. Külliyesi 2006 yılı onarım işi ihalesinde sanıklar ... ve ...'in kesin kabul komisyonu üyesi, ..., ... ve ...'in geçici kabul komisyonu üyesi, ..., ... ve ...'ın ihale kontrolcüsü olarak görev yaptıkları, sanık ...'un da yüklenici şirket yetkilisi olduğu, ihaleyi kazanan yüklenici .. İnşaat şirketinin söz konusu yapım işinde onaylı projeden farklı imalatlar yaptığı ve ihale sözleşmesi ekinde yer alan işlerin yapılmadığı halde yapılmış gibi hakedişler düzenlenip ödeme talep ettiği, kontrol süreci ile geçici ve kesin kabul komisyonlarında görev alan diğer sanıkların ise görevlerini özenle yerine getirmedikleri, böylece sanıkların edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işledikleri iddia ve kabul edilen olayda; Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 31.12.2010 tarihli ve 42/10-140 sayılı soruşturma raporunda yüklenici şirket tarafından yaklaşık maliyette bulunup yapılmayan imalatların bedelinin 501.998,66 TL, yaklaşık maliyette bulunup fazla yapılan imalatların bedelinin 1.110.832,51 TL, yaklaşık maliyette bulunup eksik yapılan imalatların bedelinin 939.917,41 TL ve yaklaşık maliyette bulunmayan ancak yüklenici tarafından gerçekleştirilen imalatların bedelinin de 723.154,66 TL olduğunun belirtilmesi karşısında, dosyanın .. emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek teftiş aşaması ile kovuşturma evresinde mahallinde yapılan keşifler neticesinde aldırılan teknik bilirkişi raporlarındaki tespitler de dikkate alınmak suretiyle sözleşme ve eklerinin detaylıca irdelenerek edimlerin sözleşme hükümlerine uygun şekilde ifa edilip edilmediğini, yüklenicinin sözleşme ile eki ihale dokümanlarına göre yaptığı işlerle varsa proje harici işleri belirleyen ve yapılan işin toplam maliyetini, yapımını üstlendiği halde hiç yapmadığı ya da eksik yaptığı işlerin değerlerini, fazladan yapıldığı tespit edilen imalatların şartnameye ve külliye onarım işinin niteliğine göre yapılması gereken faydalı ya da gerekli işler olup olmadığını, tüm sözleşme bedelinin ödenip ödenmediğini, fazla ödeme yapılıp yapılmadığını, fazla ödeme yapıldığının tespiti halinde kamu görevlisi olan sanıkların görevleri ile muayene ve kabul sürecinde yaptıkları işlerin mahiyeti de gözetilmek suretiyle her bir sanığın sorumluluğunu ayrı ayrı belirler nitelikte bilirkişi raporu alınması sonrasında,
Kamu davasına konu edimin yapım ihalelerine ilişkin olması nedeniyle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 236/2-d madde-fıkra-bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bununla birlikte; 5237 sayılı Kanun'un 236. maddesinde edimin ifasına fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Kanun'un 2. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, “c”, “d” ve “e” bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri suçun faili olabileceğinden söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceği, bu itibarla 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri nazara alınarak, suç vasfının ve sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Sanıkların ifasına fesat karıştırdıkları iddia edilen edimin konusunun yapım işi olduğu hem iddianame hem de mahkemenin gerekçeli kararında kabul edildiği halde uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 236/2-d yerine 236/2-a olarak gösterilmesi,
Sanık ...'in savunmasında ve hükümden sonra sunduğu temyiz dilekçesinde 2006 yılından bu yana .. .. Tıp Merkezinde ve .. Üniversitesi .. .. Hastanesi Psikiyatri bölümünde tedavi gördüğünü ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğini beyan etmesi ile temyiz dilekçesi ekinde sunduğu .. .. Eğitim Araştırma Hastanesinin 26.04.2016 tarihli raporunda "F29-organik olmayan psikoz tanımlanmamış" teşhisi bulunduğunun anlaşılması karşısında, dilekçeler ekinde sunulan raporların onaylı suretleri ile varsa eklerinin ilgili hastaneden getirtilip sanığın suç tarihinde 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi kapsamında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına engel veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltacak bir akıl hastalığına düçar olup olmadığının yöntemince raporla saptanarak sonucuna göre hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen kamu görevlisi sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezalarının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık ... hakkında 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 27. maddesi gereğince yasaklama kararı verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.