MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/50 Esas, 2021/816 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, temyiz isteminin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 4 ayrı iddianamesiyle tefecilik suçundan kamu davaları açıldığı ve ayrı yargılamalar yapıldığı, 07.10.2015 tarihli ve 2015/39387 Soruşturma, 2015/21650 Esas, ... numaralı İddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarihli ve 2015/698 Esas, 2016/656 sayılı Kararı ile davanın reddine hükmolunduğu, söz konusu bu hükmün istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek bozulduğu, akabinde diğer 3 iddianame ile açılan ve temyiz incelemesinden geçerek bozulan dava dosyaları ile istinaf incelemesinden geçen anılan dosyanın mahallinde birleştirilerek tüm kamu davaları ile ilgili Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin temyize konu 2021/50 Esas sayılı dava dosyası üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; sanık hakkında aynı suçtan daha önce verilen hükümlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından temyizen incelenmesi, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, sanığa isnat edilen eylemlerin sübutu halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının varlığı bir bütün olarak nazara alındığında, tüm isnatlar yönünden verilen hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.