MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/139 Esas, 2021/53 Karar
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıkların üzerlerine atılı suçtan katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören ve 05.12.2018 tarihli celsede temsilcisi aracılığıyla beyanda bulunarak davaya katılma iradesini ortaya koyan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek; incelemenin katılanlar ... ve Hazine vekillerinin beraat hükümlerine, sanıklar müdafiinin ise vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
İddia konusu yapım işine ilişkin kesin kabul komisyonu üyesi olmayan sanıklar ..., ... ve ...'ın edimin ifasına fesat karıştırma suçunun faili olamayacakları, bu nedenle kamu görevlisi olan bu sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma, kamu görevlisi olmayan sanık ...'e isnat edilen eylemin ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, söz konusu suçun belirtilen maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 15.12.2005 tarihi ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alınarak, kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'ın hükümden sonra 02.01.2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.