MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/837 Esas, 2018/880 Karar
SUÇLAR : Zincirleme şekilde tefecilik, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na (5464 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında atılı suçlardan açılan kamu davalarında farklı neviden fikri içtima hükümlerine göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak atılı suçlardan ayrı ayrı beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Tebliğname başlığında ismine yer verilen sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik bir temyiz istemi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasına katılma ve bu suçtan kurulan hükmü temyiz hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesi uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış, suç tarihi olan 31.05.2010 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.02.2026 tarihinde karar verildi.