MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/411 Esas, 2023/722 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesince temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanıklardan ... ve ...’nın atılı suçtan mahkumiyetine, diğer sanıkların ise aynı suçtan beraatine dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2018 tarihli ve 2013/70 Esas, 2018/615 sayılı Kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2019/1090 Esas, 2019/3884 sayılı Karar ile “bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması” gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-d ve 289/1-i maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 05.12.2022 tarihli ve 2020/7 Esas, 2022/421 sayılı Karar ile sanıklardan ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine, diğer sanıklar hakkında ise atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Katılanlar vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 31.03.2023 tarihli ve 2023/411 Esas, 2023/722 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Temyize konu hükümlerin bölge adliye mahkemesince usule aykırı verilen bozma kararına dayandığına, bozmaya dayanak yapılan gerekçenin kabul edilebilir olmadığına, alınan tüm bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre sanıkların atılı suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmaları gerektiğine, suçun işlendiğinin sanık ...’in ikrarı ile de sabit olduğuna, ilk derece mahkemesi kabulünün aksine kooperatif üyesi katılanlara tapularının verilmesinin sanıkların çabası ile değil bizzat katılanların uğraşları ile gerçekleştiğine, bu nedenlerle hukuka aykırı kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:
''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 04.12.2019 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 05.12.2022 tarihli hükümler ve bu hükümlere yönelik istinaf incelemesine ilişkin 31.03.2023 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 21.11.2018 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2025 tarihinde karar verildi.