(743 S. K. m. 633) (6830 S. K. m. 21)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki 6830 sayılı Kamulaştırma Yasasının 21. Maddesi gereğince kamulaştırmadan vazgeçme nedeniyle davalı kuruma ait olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline davasından dolayı verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün bozulmasına hakkında daireden çıkan kararı kapsayan 9.7.1981 gün ve 6897-8048 sayılı ilâma karşı davacı vekili tarafından süresinde verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki kâğıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu taşınmaz malın kamulaştırma işleminden 6830 sayılı Kamulaştırma Yasasının 21. maddesi uyarınca vazgeçilmiştir. Bu maddeye göre vazgeçme anılan Yasanın 22 ve 23. maddelerindeki durumdan farklıdır, sözü geçen maddelerde taşınmazın geri alınması sürelere bağlandığı halde 21.maddede herhangi bir süre gösterilmemiştir. Nasıl ki Medeni Kanunun 633. maddesi gereğince kamulaştırma ile mülkiyet idareye geçerse burada tam tersi bir oluşumla vazgeçme ile kamulaştırma ortadan kalktığından ve bunun için idarenin iradesi yeterli olduğundan mülkiyet hakkı eski malike döner. Taşınmazın eski sahibi malik olur.
Ortaya çıkan hukuki durumu, eski malikin aynî hak sahibi, idarenin de, şayet ödenmişse verilen parayı geri alma şahsi hakkı oluşur.
Aynî haklar geçerliliğini sürdürdükçe hiçbir nedenle zamanaşımına uğramaz, ancak ödenen para kendisine verilinceye kadar idarenin taşınmaz mal üzerinde hapis hakkı vardır. Bu hakka dayanarak elinde taşınmazı bulunduran malik sıfatıyla tasarruf ve zilyet olmadığından bu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı idare lehine işlemez. Tapu kaydındaki idare adına yazılış 21. Maddeye göre kamulaştırmadan vazgeçme ile vazgeçme gününden başlayarak geçerliliğini ve sürekliliğini yitirmiştir. Davacının kamulaştırma karşılığı parayı tasarruf bonolarını ve ödenen vergiler tutarını davalı tarafa ödediği toplanan kanıtlarla anlaşılmış ve mahkemece de böyle kabul edilmiştir. Dava şartlarının oluşmaması veya yerine getirilmemesinden ötürü bir davanın red olunması, şartlar gerçekleştiğinde dava açılmasına engel değildir. Bu bakımdan kesin hüküm varlığı da söz konusu değildir.
Sonuç: Böyle olunca kamulaştırmadan vazgeçen idarenin adına bu nedenle yazılı tapunun iptaline ve davacı adına yazılmasına ilişkin hükmün onanması gerekir. Bu nedenlerle, Davacı yanın kadar düzeltme itirazlarının kabulü ile bozmaya ilişkin 9.7.1981 günlü ve 6897/8048 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve açıklanan nedenlerle Usul ve Yasaya uygun bulunan mahkeme hükmünün ONANMASINA oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
1 - Taşınmaz mal davalı idarece 15.11.1968 günü kamulaştırılmış davacı tarafından idare aleyhine bedel artırma davası açılmış dava sırasında 6830 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca kamulaştırmadan vazgeçilmiştir. Bunun üzerine davalı idare 28.5.1970 günü davacıya tebligat yaparak 1ay zarfında, ferağ alınmaya davet edilmiştir. Fakat davacı almış olduğu 165.000 lirayı iade etmediği gibi 25.6.1976 gününe kadar bir girişimde bulunmamış ve bu tarihte parayı yatırdığını bildirerek davasını açmıştır. İdarenin 1970 yılında yaptığı teklif borçlar Kanununun genel hükümlerince yapılmış bir icaptan ibarettir. Mal sahibi bu icap üzerine makul bir süre içersinde kabulünü bildirmesi gerekirken davalı idarenin iade şartlarını kabul etmemiş, böyle geri alma hakkından zımnen vazgeçmiştir. Aradan 6 yıl geçtikten sonra malı geri almak için açtığı davada reddedilmek suretiyle kesinleşmiştir.
HUMK.nun 237. maddesindeki kesin hüküm şartlarının oluşması karşısında idare malın geri alınması hakkında icapta bulunmağa zorlanamaz. Kaldı ki, dairenin kökleşmiş içtihatlarına göre tescilin terkini hukukî bir sebebe dayanır. Bu hukuki sebep ise idarenin vermiş olduğu paranın iadesiyle mevcut olur. O halde eski mal sahibi bu talebini hukukun genel esaslarına göre isteyebilir. İstimlak eden idare malın tapu sicilinde ferağını vermeden veya mahkemeden hüküm alınmadan malın eski sahibinin ayni hakkı doğmaz. Zira M.K.nun 633. maddesine göre gayrimenkul mülkiyetini iktisap için tapu sicilinde kayıt şarttır. Bununla beraber işgal, miras, istimlak cebri icra tarikiyle veya mahkeme ilamı ile gayrimenkulü iktisap eden kimse tesislerden evvel dahi ona malik olur. Burada gösterilenler haricinde taşınmaz üzerinden aynî hak doğmaz. 633. Madde istisnai bir hükümdür. Yorum kurallarına göre bu nitelikteki hükümler genişletilmek suretiyle uygulanamaz. O halde idareci 21. maddeye göre kamulaştırmadan vazgeçmesiyle 16. maddeye göre tescil edilmiş malın eski sahibine mülkiyetinin geçtiğinin kabulü de isabetli değildir. Vazgeçme ile ancak davacının taşınmaz malını geri istemek hakkı doğmuştur. Bu hak ise aynî nitelikte bir hak olmayıp, alacak doğuran şahsi bir haktır.
Burada üzerinde durulması gereken husus bu şahsi hakkın niteliğinin tesbitidir. İdare namına tescil edilen taşınmaz maldan feragat etmiş bulunmasına göre iktisap haksız bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. O halde zamanaşımının tayini bakımından haksız iktisapa ilişkin B.K.nun 61. Maddesindeki hükümler uygulanacağından bir senelik süreye tabidir. Kamulaştırmadan feragat edildiği için tebliğ tarihi ile bu davanın açıldığı gün arasında 1 yıldan fazla süre geçtiği davanın bu bakımdan da reddi gerekeceği gibi, feragatın tebliğ tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiğinden burada gayrimenkulün aynine ilişkin bir ilam söz konusu olmadığından dava hakkı da sukut etmiştir. Aynı zamanda idareye iyi niyetle tapu sicilinde 10 yıldan fazla kayden maliktir. Bu nedenlerle iktisap ettiği hakkın geri alınması da söz konusu olamaz.
2 - Davacıya tebligat yapıldıktan sonra müddetinde parayı yatırmamış 6 yıl beklemek suretiyle iyi niyet kurallarına da uygun hareket etmemiştir. Ancak uzun bir zaman geçtikten ve paranın değeri ödenecek faizi dahi karşılamayacak kadar düştükten sonra, taşınmazın başka idarece istimlakinden söz edilmesi üzerine bu davayı açmıştır. Kötü niyetli kişiler Kanunun himayesine sığınamaz.
(T.M.K. Md.2) Kaldı ki davacıya malını alması için yapılan tebligat üzerine mazeret ileri sürmesi ve uzun müddet cevap vermemesi yapılan icabın zımnen reddi anlamına gelmiş ve hakkını yitirmiştir. Temerrüt hükümleri bakımından da aynı sonuca varılmalıdır.
3 - Çoğunluk görüşünde belirtildiği gibi reddedilen dava sonradan yeniden açılamaz. Yasanın 21 ve 22. maddesi birlikte mütalâa edilirse bu sonuca varılır. Burada verilen süre bir nevi sukutu hak süredir.
Çoğunluğun vazgeçme ile mülkiyetin davacıya döneceği ve bunun ayrı bir hak ve zamanaşımına uğradığı yolundaki kararında isabet bulunmadığı görüşündeyiz. Ve çoğunluk kararına karşıyız. Hükmün gösterilen nedenlerle bozulması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy