(818 S. K. m. 113/2)
Taraflar arasındaki kamulaştırmadan doğan faiz alacağından dolayı borcun olmadığının tespiti davasının reddine dair verilen hükmün, duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı İdare vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp taraf vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, faiz alacağından dolayı borcun olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya münderecatına göre davalılar, kamulaştırma bedelinin arttırılması davası açmışlar, sonunda bedeli artırılmasına karar verilmiş; İdare, asıl borcu taksitlerle en son 27.10.1992 gününde ödemiştir. Davalılar ise daha sonra 10.11.1992 gününde dilekçe ile idareden geç ödeme nedeniyle faiz talep etmişler ve idare aleyhine icra takibine bulunmuşlardır. İdare de bu davayı açmıştır. Borçlar Kanununun 113/2. maddesine göre evvelce işleyen faiz hakkının mahfuz tutulduğu beyan edilmiş veya halin icabından anlaşılmamış ise faiz hakkı talep olunamaz. Davalılar ana parayı alırken faiz hakkı saklı tutmamış olduklarından sonradan faiz talep edemezler. Bu nedenle menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz eden davacı İdare yararına temyiz dilekçesinin verildiği günde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 750.000 lira vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 16.5.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy