(2942 S. K. m. 23)
Taraflar arasındaki Kamulaştırma Kanununun 23. maddesine dayanılarak açılıp kesinleşen geri alma davasında verilen hükmün yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması ve davalı idare adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescil istemine ilişkin davanın kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı idare vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş, davacı vekilince de temyize cevap dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belli edilen 2.3.1999 günlü belli saatte temyiz eden davalı idare vekili Avukat M. Karakaş ile aleyhine temyiz olunan davacı vekilinin yüzüne karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olunduğu görülüp taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, Kamulaştırma Kanununun 23. maddesine dayanılarak açılıp kesinleşen geri alma davasında verilen hükmün, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması ve davalı idare adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece HUMK. nun 445. maddesinin ikinci bendinde yazılı yargılamanın iadesi sebebinin mevcut olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Geri alma davası üzerine, yerel mahkemece verilen ilk karar Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 27.4.1994 gün ve 6475-9244 sayılı ilamı ile iki nedenden bozulmuştur. Bozma nedeninin 1 ncisi geri alma davasının Kamulaştırma Kanununun 23. maddesinde belirtilen 5 yıllık yasal süre geçmeden açılmış olması, diğeri ise dava konusu taşınmazın sözü edilen maddede yazılı hiçbir işlem veya tesisat yapılmadan ve kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeden olduğu gibi bırakılma şartının gerçekleşmemiş olmasıdır.
Yerel mahkemece eski kararda direnilmesi üzerine, dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gelmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22.11.1995 gün ve 1995/5-568 1995/1015 sayılı kararı ile davanın süresinde açıldığı kabul olunmuş ve ancak direnme hükmünün esas yönünden yerinde olmadığı belirtilmiştir. Sözü edilen kararın ilgili bölümünde aynen (ancak kamulaştırılan taşınmazın iade isteminin olumlu sonuçlanabilmesi için, davanın süresinde açılması yanında ayrıca taşınmaz malın kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmamış olduğunun saptanması zorunludur. Çekişmeli taşınmaz park ve yeşil alan olarak kamulaştırılmış, davalı idare tarafından muhtelif tarihlerde proje yaptırılarak ihaleye çıkarılmıştır.) denilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun bu kararında geri alma davasının kabulü için kamulaştırılan taşınmazın amaca uygun olarak kullanılmadığının saptanması gereğine açıkça değinilmiştir. Bu husus Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin yerleşmiş görüş ve içtihatlarına da uygundur. Yeşil alan yapılmak üzere kamulaştırılan taşınmazın olduğu gibi bırakılıp mevcut yeşilliğin muhafaza edilmesi amaca uygun bir işlem ve kullanım tarzı olarak kabul edilmiştir. Özellikle bu husus somut olayda son derece geçerli bir olgu olarak gerçekleşmiştir. Boğaziçinde bulunan dava konusu taşınmaz, yeşil alan için kamulaştırılmış olmakla yeşil alan olarak aynen muhafaza edilmesi, amaca uygun bir kullanım tarzıdır.
Dosyada mevcut dava konusu taşınmazın fotoğrafından da bu husus açıkça anlaşılmakta olup taşınmazın üzerinde amaca uygun olarak kullanılması için başkaca bir işlem ve faaliyette gerekmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında, yukarıda açıklanan hususun yanında taşınmaz üzerinde inşaat yapılması için proje yaptırılıp onaylandığının açıklanması direnme kararının bozulmasının tek dayanağı değil, ilave bir sebep olarak gösterilmiştir.
Diğer taraftan mahkeme kararında HUMK. nun 445. maddesinin ikinci bendine değinilmiştir. Sözü edilen bentte hükme dayanak olan belgenin sahteliğinin mahkeme veya resmi merci huzurunda ikrar edilmiş olması veya sahtelik hakkında mahkemece bir karar verilmesinden söz edilmektedir.
Danıştay 2. Dairesinin 10.10.1997 gün ve 1996/2558-1997/2208 sayılı men-i muhakeme kararı bu maddede sözü edilen bir karar niteliğinde değildir. Daire kararının Hukuk veya Ceza Mahkemesinden verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm olarak görülmesi kabul edilemez.
Esasen Danıştay 2.Dairesinin kararında şikayet edilen ve sanık olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilgilileri hakkında verilen men'i muhakeme kararı, taşınmazın geri alma davasının reddinin sadece inşaatının ihaleye çıkarılması olgusuna dayanmaması ve yeşil alan olarak kamulaştırılan taşınmazın mahiyeti itibariyle olduğu gibi bırakılmasının iade edilmemesi için yeterli olduğu nedenine dayandırılmıştır.
Dosya kapsamına ve açıklanan sebeplere göre, yargılamanın iadesi davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, Temyiz eden davalı idare yararına temyiz dilekçesinin verildiği günde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000.000.-lira vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine 02.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy