(2942 S. K. m.11, 38)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca gerekli inceleme ve işlem yapılarak karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1- Kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında da Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Arsa niteliğindeki taşınmazlara dava tarihinden önceki serbest alım-satımlarla ilgili emsaller esas alınıp, emsaller ile dava konusu taşınmazların karşılaştırması yapılıp değer biçilmesi gerekir. Buna rağmen Dairemiz bozma kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme günü olan dava tarihinden sonraki satışların emsal alınarak değer biçilmesinin doğru görülmediğinin belirtilmesi gerekirken maddi yanılgı sonucu sözü edilen rapor ile bedelin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği kabul edilmiştir. Ancak maddi yanılgı sonucu kabul edilen bu hususlar taraflar yönünden kazanılmış hak oluşturmaz.
Bu sebeple Kamulaştırma Yasasının 11/3-g maddesi uyarınca değerlendirme tarihi olan dava tarihinden önceki özel amacı olmayan emsal satışları bildirmeleri hususunda taraf vekillerine mehil verilmesi ve ayrıca aynı özellikleri taşıyan emsal satışların ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü'nden res'en getirtilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Teknik bilirkişi Tekin Adıgüzel tarafından 28.11.2002 tarihinde düzenlenen krokili raporda 60, 59 ve 58 parsel sayılı taşınmazlarda A, B, C harfleri ile gösterilen bölümler hakkında açılan dava Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinde belirtilen 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebi ile bu bölümler yönünden dava reddedilmiştir. Ancak;
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2002/112 Esas, 2003/33 Karar sayılı ve 10.04.2003 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.
Bu nedenle yerel mahkeme kararının yasal dayanağı kalmadığından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden bu bölümler yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 09.02.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu 60, 59 ve 58 parsel sayılı taşınmazların A, B ve C harfleri ile gösterilen kısımlarına, el atma tarihinden, dava tarihine kadar Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinde yazılı 20 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle bu bölümler yönünden davanın reddine, diğer kısımlar hakkında kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz çoğunluğu, hükmün dayanağını teşkil eden Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığından hükmün bozulması görüşünde iseler de;
Verilen hüküm, davacı tarafça temyiz edilmemiş, sadece davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Temyiz edenin aleyhine olarak hüküm bozulamaz. Bu nedenle Dairemiz çoğunluğunun, yerel mahkeme kararının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığına ilişkin ( 2 ) numaralı bozma kararına iştirak edemediğimizden, hükmün bu yönden Onanması gerektiği görüşündeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy