(2942 S. K. m. 10, 11, 38)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak yol geçirilen taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılarak yol geçirilen taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kamulaştırma Kanununun 38.maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanan 10.04.2003 tarih ve 2002/112 Esas, 2003/33 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden mahkemece 20 yıllık hak düşürücü sürenin nazara alınmamış olması doğrudur. Davalı idare vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyizine gelince;
Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri kamulaştırmasız el atma davalarında da uygulanır.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırılması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, bilirkişi raporu ile ek rapor hüküm kurmaya elverişli durumda değildir. Şöyle ki;
1- Bilirkişi asıl ve raporlarında mülk sahibi Hüseyin Direk'in imzası alınmadığı halde eksik heyetle temyiz edilen ek rapor esas alınarak hüküm kurulması,
2- Asıl bilirkişi raporunda taşınmazın metrekare birim fiyatı düzenleme ortaklık payı düşülmeden 120.000.000.-TL/m2 olarak belirlendiği halde aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda metrekare birim fiyatı % 35 düzenleme ortaklık payı da düşülerek 52.000.000.-TL/m2 olarak belirlendiği ve ek raporda asıl rapordan ayrılma nedenleri hususunda herhangi bir açıklamanın yapılmadığı, bu nedenle aynı heyetin aynı taşınmaz hakkında farklı emsallere göre yaptığı değerlendirme neticesinde bir birinden çok farklı miktarlara ulaştığı nazara alınarak, bu iki raporun da inandırıcı olma özelliğini taşımadığı ve birbirini nakzeder durumda olduklarında geçersiz olup, mahkemece yeniden oluşturulacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak neticesine göre karar vermek gerekirken geçersiz olan ek rapora göre taşınmaz bedelinin tespitine hükmedilmesi,
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının ödeyenlere geri verilmesine 01.04.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazla ilgili olarak bilirkişi tarafından düzenlenen krokide B harfi ile gösterilen 169.96 metrekarelik bölümüne davalı idarenin yol yapmak suretiyle el attığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan Batman Belediye Başkanlığının dosyada mevcut 01.09.2003 gün ve 3689 sayılı yazısına göre de; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın 1972 imar planında yol olduğu ve taşınmaza 1978-1979 yılında el atıldığının bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda 30.06.2003 dava tarihinden itibaren davalı idare tarafından taşınmaza el atıldığı 1978-1979 tarihine kadar 20 senelik hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38.maddesi Anayasa Mahkemesince 10.04.2003 gün ve 2002/112 Esas-2003/33 sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de; 20 senelik hak düşürücü süre, Anayasa mahkemesinin iptal kararından önce doğmuştur. Bu nedenle 38.maddeye göre, el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle malikin her türlü talep ve dava hakkı düşer. Başka bir ifade ile 20 sene geçmekle mülkiyet, el atan idareye geçer. Açıklanan sebeplerle ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal kararı geriye yürümez ilkesi de göz önünde tutularak, dava tarihinde taşınmazın maliki olan davacının her türlü dava hakkı düşmüş bulunduğundan, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararının bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bu husustaki düşüncesine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy