(2942 S. K. m. 10, 15)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki 719 parsel sayılı taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi yöntem bakımından doğrudur.
Ancak;
1- Kamulaştırma Kanununun 15/son maddesi hükmü gereğince İlçe Tarım Müdürlüğünden dava tarihi olan 2008 yılına ait resmi veriler getirtilip buna göre taşınmazın değerinin belirlenmesi gerekirken, 2007 yılı verilerine ekleme yapan bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek hüküm kurulması,
2- Dava konusu 457 parsel sayılı taşınmaz kapama bağ niteliğindedir. Taşınmaza kapama bağ geliri esas alınarak değer biçilmesi gerekirken, gerekçesi gösterilmeden arazi gelirine göre bulunan m2 birim fiyatına omca değeri eklenmek suretiyle hesaplama yapan rapora göre karar verilmesi,
3- Taşınmazların bilirkişi kurulu raporunda yazılı özelliklerine göre kapitalizasyon faiz oranının % 4 olması gerektiği gözetilmeden, % 5 kapitalizasyon faizine göre hesaplama yapan rapora göre hüküm kurulması,
4- Hesaplama yapılırken, üretim giderlerine bilinmeyen masraflar, idarecilik giderleri ve sermaye faizinin eklenmesi sureti ile kamulaştırma bedelinin az tespiti,
5- 457 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve fen bilirkişi krokisinde A harfiyle gösterilen 1.041,00 m2'lik bölümün yüzölçümü ve geometrik durumu dikkate alındığında bu kısımda değer azalışı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6- Davacı idare harçtan muaf olmadığı halde, muafiyet kararı verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 08.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy