(2942 S. K. m. 38) (1086 S. K. m. 193)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki asıl dava, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi ve 221 sayılı Yasa hükümleri uyarınca tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası olup yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne birleştirilen davanın ise açılmamış sayılmasına dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi asıl davanın davalıları, birleşen davanın davacıları yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl dava, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi ve 221 sayılı Yasa hükümleri uyarınca tapu iptali ve tescil; birleşen dava ise kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, birleştirilen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının ise HUMK.nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalıları ile birleştirilen davanın davacıları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; asıl davada, dava konusu edilen 5965 ada 1 ve 5964 ada 4, 5, 6, 9, 10, 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Köşk Muhafız Alayı yapılmak suretiyle el atıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, asıl davada mahkemece, dava konusu edilen taşınmazlardaki davalılara ait hisselerin geldisi olan kadastro parsellerine ait tapu kayıtları ve çaplı krokileri getirtilip, mahkemece, refakate resen alınacak fen bilirkişisi eşliğinde taşınmazların başında yapılacak olan keşifte, dava konusu taşınmazlardaki, davalılara ait hisselerin geldisi olan kadastro parselleri zemine aplike edilmek suretiyle, davalıların hisselerinin, üzerinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Muhafız Alayı Birliği bulunan taşınmazlara 1968 ve 1981 yılında yapılıp kesinleşen imar planları sonucunda, başka yerlerden şuyulandırılarak mı geldiği, yoksa 1942 yılından beri kullanılan alanın kadastral altlığı ile davalılara ait hisselerin geldisi olan kadastro parsellerinin aynı taşınmaz mı olduğu tespit edildikten sonra,
Davalıların dava konusu taşınmazlara 1968 ve 1981 yıllarında yapılıp kesinleşen imar planları sonucu başka yerlerde bulunan taşınmazlardan şuyulandırılarak geldiğinin tespit edilmesi halinde, davalılar açısından, dava konusu taşınmazlara idarenin fiilen el koyma tarihinin başlangıcı 1968 yılı ve sonrası olacağından, karar tarihinden sonra 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa uyarınca idarelerin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak açtıkları tapu iptali ve tescil davalarının yasal dayanağının ortadan kalktığı gözetilerek, idare tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bundan ayrı;
2) Dava konusu edilen taşınmazlardaki, davalılara ait hisselerin geldisi olan kadastro parsellerinin Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Muhafız Alayı tarafından 1942 yılından beri kullanılan alanda kaldığının tesbiti halinde ise 221 sayılı yasa hükümleri dikkate alınarak idarece açılan davanın kabulüne karar verilmesi, gerekirken bu hususta araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi,
3) Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesine kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemiyle açılan 2005/56 Esas sayılı dosyada mahkemece 07.06.2005 tarihinde birleştirme kararı verilerek asıl davanın görüldüğü Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve birleştirilen davanın davacılarına hiçbir tebligat yapılmadan takipsiz bırakılması nedeniyle davanın HUMK. nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Aynı yerdeki mahkemeler arasındaki birleştirme kararlarında birleştirme kararı veren mahkeme, dava dosyasını kendiliğinden asıl davanın görüldüğü mahkemeye göndermek zorundadır. Bu durumda HUMK.nun 193. maddesi hükmü uygulanmaz.
Bu nedenle mahkemece; yeni duruşma günü ile birlikte birleştirme kararı taraflara tebliğ edilerek, durumdan haberdar edilmeleri gerekirken, birleştirilen davanın davacılarına hiçbir tebligat yapılmadan usul ve yasa aykırı olarak birleştirilen davanın HUMK.nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Asıl davanın davalıları-birleşen davanın davacıları vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, 21.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy