MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu sicilinin yanlış tutulmasından dolayı uğranılan zararın "devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca" tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, tapu sicilinin yanlış tutulmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacının murisi adına kayıtlı bulunan taşınmazın, Tapu Sicil Müdürlüğünde yapılan 08.03.2002 tarihli intikal ve taksim işlemi sonucunda, davacı adına tescil edilmesi gerekirken, sehven, davacının kardeşi olan ... adına tescil edilip, davacıya da taşınmazın kendi adına kaydedildiğini gösterir tapu senedi verilmek suretiyle tapu sicilinin yolsuz hale geldiği, daha sonra, taşınmazın Ulaştırma Bakanlığı tarafından kamulaştırılması üzerine; kamulaştırma işleminin tapuda kayıt maliki olarak gözüken ...'ye karşı yürütüldüğü ve kamulaştırma bedelinin de adı geçen şahsa ödenip, taşınmazın Hazineye intikal etmesi nedeniyle davacının taşınmazı geri alma imkanının ortadan kalktığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur" hükmünü içermekte olup, burada belirtilen sorumluluk, kusursuz sorumluluktur.
Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür.
Bu itibarla, mahkemece, uğranılan zarardan, davalı idarenin sorumlu tutulmasında ve yolsuz tescil maliki tarafından yapılan ödeme tutarı kadar indirim yapıldıktan sonra, zarar kapsamı belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmazın, dava dışı Ulaştırma Bakanlığı tarafından kamulaştırılıp, bedelinin yolsuz kayıt maliki olan ...'ye ödenmesi ile, davacının taşınmazı geri alma imkanı ortadan kalkmış olup, bu bağlamda; zararın acele kamulaştırmaya ilişkin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/541 esas sayılı dosyası kapsamında belirlenen ve 09.12.2005 tarihinde ödenebilir hale gelen miktar olarak kabul edilip, zarardan davacıya yapılan ödeme miktarı kadar indirim yapılmasına rağmen, hüküm altına alınan alacağa 09.12.2005 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle dava tarihinden faiz başlatılması,
Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ikinci paragrafından (dava tarihinden itibaren) ibaresinin çıkartılmasına, yerine (09.12.2005 tarihinden itibaren) ibaresinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, davalı idare harçtan bağışık olduğundan harç alınmamasına, 28.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy