MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi yöntem bakımından doğrudur.
Bu nedenle davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı ve müdahil davalı vekilinin temyizine gelince;
1-Müdahil davalı Kamil Metin tarafından dava konusu tapusuz taşınmaz hakkında mülkiyetin kendisine ait olduğunun tespitine ve Kamulaştırma Kanununun 27. madde gereğince açılan acele el koyma dosyasında davalı ...'e ödenen bedelin kendisine verilmesine ilişkin açtığı davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02.06.2009 gün ve 2009/6285-9364 sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı ...'in taşınmazda hak sahibi olmadığı gözetilerek, hakkında açılan davanın husumetten reddine, müdahil davalı Kamil Metin yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Dava konusu taşınmazın konumu ve bilirkişi raporunda yazılı özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, gelir metoduna göre belirlenen bedeline % 250 oranında objektif değer artırıcı unsur ilave edilerek değer tespit eden bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece resen objektif artış oranı uygulanmadan eksik bedel tespiti,
3-Davalı tarafa fazla ödenen ve davacı idareye iade edilmesi gereken bedele, davanın niteliği gereği faiz yürütülemeyeceğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı ve müdahil davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle H.U....nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, davacı idare harçtan bağışık olduğundan harç alınmamasına, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy