MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazların, irtifak hakkı karşılığının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idareler vekilleri yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazların, irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davaya konu teşkil eden arazi niteliğindeki taşınmazlara gelir metoduna göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1) Dava konusu 138 ada 13 parselde 375,37 m2 irtifak alanı oluşturan enerji nakil hattının 1953 yılında tesis edildiği belirlendiğinden bu hattın 221 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
221 sayılı Kanunun 1. maddesinde "6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır." 4. maddesinde de; "Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer" hükümleri yer almaktadır.
221 sayılı Yasa 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, tapu maliklerinin de yasal süresi içerisinde dava açmadıkları anlaşıldığından, söz konusu irtifaka ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi,
2) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesine göre ıslah yargılamanın sonuna kadar yapılabileceğinden, temyiz incelemesinden sonra davanın ıslahı mümkün olmadığından dava dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı idarelerden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 05.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.