MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi, davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş ise de dosyada davetiye gideri bulunmadığından duruşma isteminin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen kesin süre içinde gider avansı yatırılmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
1-2942 sayılı Kanunun 37. maddesi gereği, bu Kanundan doğan anlaşmazlıklar basit yargılama usulüne göre görülür. HMK 320. maddesi basit yargılama usulünü düzenlemiştir. Her ne kadar basit yargılama usulünde de ön inceleme kurumu düzenlenmiş ise de; birinci fıkrada "mümkün olan hallerde" mahkemenin tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebileceği düzenlenmiş, mümkün olan hallerin neler olduğu ise madde metninde sayılmamıştır.
Madde gerekçesinde; "Dilekçelerin verilmesi aşamasından sonra, dilekçeler ve dosyada yer alan deliller yeterli görülüyorsa, ayrıca ön inceleme yapmadan ve duruşma açmadan da karar verilebilir." ve "...İkinci fıkrada, yazılı yargılama usulünde yer alan ön inceleme aşamasının yerine geçecek olan ilk duruşmada nelerin yapılacağı belirtilmiştir. Basit yargılama usulünde ilk duruşma, yazılı yargılamadaki ön inceleme aşamasının yerini almıştır. Bu duruşmada, daha önce dosya üzerinden karar verilmemişse, usule ilişkin (dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili) hususlarla hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerine ilişkin hususlarda tarafların dinlenmesi; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti yapılacaktır. Uyuşmazlık konularının tespit edilmesinden sonra hâkim, tarafları sulhe yahut arabuluculuğa teşvik edecek, tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların neler olduğu tutanağa yazılacak ve tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanacaktır. Tahkikat, bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülecektir."açıklamasına yer verilmiştir.
Madde gerekçesinden ve 3. fıkrasından da anlaşıldığı üzere amaç, yargılamayı mümkün olan en kısa sürede bitirmek olduğuna göre; dilekçelerin teatisi tamamlanıp, tahkikata girişildiğinden, usul ekonomisi ilkesi gereği, artık "yargılama devam ederken 6100 sayılı yasa yürürlüğe girdiğinden" bahisle dosya üzerinden ön inceleme yapılmasından ve dosya üzerinden karar verilmesinden söz edilemez.
Mahkemece, bu durum gözetilmeden, 10. celseden sonra HMK.' nun 320/1. maddesine göre dosya üzerinden karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi,
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarih, 2004/9-512 esas, 2004/464 karar sayılı kararında; "Hukuk Genel Kurulunun 26.02.1975 tarih 1972/1-1273 esas, 1975/258 karar; 18.02.1983 tarih 1980/1-1284 esas, 1983/141 karar; 30.12.1992 tarih 1992/16-666 esas, 1992 /69 karar; 01.05.2002 tarih 2002/20-393 esas, 2002/337 karar; 12.06.2002 tarih 2002/2473 esas, 2002/483 karar; 07.05.2003 tarih 2003/11-319 esas, 2003/335 karar sayılı ilamlarında da açıkça vurgulandığı üzere; mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur." denilerek kesin sürenin geçerlilik koşulları belirlenmiştir.
05.10.2011 tarihli oturumda gider avansı yatırılması için iki haftalık kesin süre verilmiş ise de; kesin süre içinde ne kadar gider avansının yatırılacağı ve ara kararının yerine getirilmemesinin sonuçları açıkça gösterilerek bu nedenle davanın ret edileceği izah edilip bu husus karar metnine yazılmadığından, ihtarat usulüne uygun yapılmamış olmakla netice doğurmaz.
Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi,
3-Kabule göre de;
a) Dava devam ederken ... ve ...'nun paylarını satın alan ... ve ... ile dosyadaki 20.11.2008 tarihli tapu sicil müdürlüğü yazısına göre tapu maliklerinden ... davaya, davalı olarak dahil edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b) 17.06.2011 tarihli tapu sicil müdürlüğü yazısına göre davalı ...'in öldüğü, payının davalı ...'e devredildiği, bu davalıya da dava dilekçesi tebliğ edildiğinden, davacı tarafa ...'in payı ile ilgili beyanda bulunması için gereksiz yere süre verilmesi,
c) Ölü tapu malikleri ... ve ...n veraset ilamları temin edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.