MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın görev yönünden reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı, bu itibarla davanın idari yargıda tam yargı davası olarak görülmesi gerektiği kabul edilerek yargı yolu bakımından dava dilekçesinin GÖREV yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin incelenmesinde; dava konusu taşınmazın bir kısmının imar planında yol olarak ayrılması sebebiyle tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davaya idari yargıda bakılması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi sadece adli yargı içerisinde mahkemelerce verilen kararlara ilişkin olduğundan davanın reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine karar verilmesi,
Doğru değilse de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden;
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının;
a) 1. paragrafındaki (Mardin İdare Mahkemesinin görevli olduğuna) kelimelerinin hükümden çıkartılmasına,
b) 2. paragrafının hükümden çıkartılmasına, yerine (Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansı var ise davacıya iadesine) cümlesinin yazılmasına,
c) 3. paragrafının hükümden çıkartılmasına, yerine (Alınması gereken 24,30-TL maktu ret harcının peşin harçtan mahsubu ile bakiye harcın davacı tarafa iadesine) cümlesinin yazılmasına
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy