MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2011/453-2013/377
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı idareler vekillerince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu 4521,4522 ve 106 ada 16 parseller yönünden davanın açılmamış sayılmasına, 6, 30, 31, 41, 42, 48, 87, 4558, 4566 ile 170, 173, 4565, 4787, 4788, 4794, 4871 parseller yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idareler vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değerlerinin tespit edilmesinde, fiilen el atılan 6, 30, 31, 41, 42, 48, 87, 4558, 4566 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1)Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, dava konusu 170, 173, 4565, 4787,4788, 4794, 4871 parsel sayılı taşınmazların B... G... Mutlak Koruma Alanı olarak ayrılmış olduğu, ancak taşınmazlara davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin maliktekalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden, 170, 173, 4565, 4787, 4788, 4794 ve 4871 parseller yönünden dava dilekçesinin görev nedeniyle reddi yerine, kabulüne dair hüküm kurulması,
2) Kabule göre de; aynı düzenleme ile; " bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uyglanır." hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinden, harç ve vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı iderelerden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 31.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy