MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2014
NUMARASI : 2011/690-2014/36
Taraflar arasındaki imar uygulaması nedeniyle davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, imar uygulaması nedeniyle davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.Şöyle ki;
1)11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile eklenen Kamulaştırma Kanununun geçici 6/12.maddesi uyarınca; (24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanunun hükümlerine göre yapılan imar uygulamasından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dahil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır.) hükmü getirilmiş olup,
Bu değişiklik uyarınca arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak üstün ve eksik yönleri ile oranları belirtilmek suretiyle uygulama tarihindeki değerinin biçilmesi gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan soyut ifadelerle değer biçildiğinden bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu durumda, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve benzer yüzölçümlü uygulama tarihinden önce satışı yapılan serbest alım ve satıma ilişkin emsallari bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre uygulama tarihi itibariyle taşınmaza değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yeterli ve inandırıcı olmayan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesi,
2)Yine sözkonusu değişiklik uyarınca uygulama tarihindeki niteliği esas alınmak suretiyle bedele dönüştürülen davacı payına o tarihteki karşılığı tespit edildikten sonra, bu bedele 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle dava tarihine güncellenerek bedel tespiti yapılırken, ödeme tarihine kadar uygulama tarihine göre tespit edilen bedele faiz uygulanarak ödeme tarihinden sonra ise ödenen bedel uygulama tarihine göre tespit edilen bedelden düşülerek kalan fark bedele dava tarihine kadar faiz uygulanmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, sadece faiz miktarını hesaplayan rapora göre hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve taraflardan peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 06.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy