MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2011/700-2013/67
Taraflar arasındaki davacının kredi borcu nedeniyle borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan ipoteğin fek’i nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, davacının kredi borcu nedeniyle borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan ipoteğin fek’i nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacının borçlu ... İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti.’ye vermiş olduğu kredi nedeniyle borçluya ait 535 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 12 no’lu bağımsız bölüm üzerine ipotek konulduğu, şirketin borcunu ödememesi üzerine davacının Alanya 3. İcra Dairesinin 2008/775 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibinde bulunduğu, ancak A.. M..nce davacının borçluya ait başka taşınmazlardaki ipoteğin kaldırılmasına yönelik yazısı nedeniyle 12 no’lu bağımsız bölüm hakkında hiçbir talepte bulunulmadığı halde bu taşınmaz üzerindeki ipoteğin de kaldırıldığı, Alanya 3 İcra Müdürlüğü’nün 2008/775 esas sayılı dosyasında borçlunun menkul ve gayrimenkul ile 3. şahıslardaki hak ve alacağına rastlanmadığından 431.826,01 TL alacak nedeniyle davacıya kesin rehin açığı belgesi verildiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK'nun 38.maddesi “kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir” hükmünü; sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007.maddesi ise” tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur.” hükmünü içermektedir.
Dava konusu olayda, borçluya ait taşınmaz üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması nedeniyle Devletin kusursuz sorumlu olduğu bir zararın oluştuğu muhakkak olup, bu zararın tazmininin de devletten istenebileceği gözetilerek, konulan ipotek miktarıyla sınırlı kalmak kaydıyla, ipotek tesis edilen taşınmazın değeri kadar davanın
kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dava konusu taşınmazdaki arsa payı bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu nedenle, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2011 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek arsa payının, bayındırlık resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülmek suretiyle bağımsız bölüm bedelinin hesaplanması gerektiği düşünülmeden, taşınmaza genel deyimlerle ve piyasa rayicinden söz ederek değer biçen geçersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan aşağıda yazılı temyize başvurma harcının alınmasına, 03.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy