MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 06/09/2013
NUMARASI: 2013/39-2013/378
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18.11.1971 Tarih 1970/1005-1971/726 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi uyarınca yol olarak terkinine karar verildiği, ancak; bu davanın davalı Dimitri kızı Polikseni’ye ilanen tebligat yapılmak suretiyle yokluğunda yürütülerek sonuçlandırıldığı, ancak tescil dosyasının bulunamaması nedeniyle gerekçeli kararın bu davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin denetlenemediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun yapılan tebligatla başlar. Dava konusu taşınmazın kamulaştırma tarihindeki maliki Dimitri kızı Polikseni’ye kamulaştırma işlemlerinin tebliğ edilip edilmediği Dairemizce sorulmasına rağmen, davalı idarece tebliğ edildiğine ilişkin bir belge ibraz edilememiştir.
Öte yandan, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31.05.1989 Tarih 1988/329– 1989/268 sayılı kararı ile Dimitri kızı Polikseni’nin mütegayyip şahıslardan olduğunun anlaşılması üzerine payının mahlulen Karamustafa Paşa Vakfı adına tesciline karar verildikten sonra, davacı tarafça taşınmaz bedelinin tahsili için davalı idareye karşı tazminat davası açılmış ise de, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30.09.1997 Tarih 1996/564 – 1997/395 sayılı kararı ile davanın Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ise de;
6487 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 6. maddesinin 9. fıkrası ile “Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır” hükmü getirilmiş olduğundan, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.