MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı kayyım vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; verilen karar, davacı kayyım vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza 1956 yılından önce yol yapılmak suretiyle el atıldığı anlaşıldığından, bu yolun 221 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
221 sayılı Kanunun 1. maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tutuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmü şahsi veya müessesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır " 4. maddesinde de “ Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer” hükümleri yer almaktadır.
221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, tapu maliklerininde yasal süre içerisinde dava açmadıkları anlaşıldığından, davanan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
HGK ' nun 08.06.2011 tarih ve 2011/3-243 esas 392 sayılı kararında belirtildiği üzere; mahkeme kararı ile kayyım olarak dava ve bu kişiler adına yaptığı iş ve işlemler nedeniyle 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı olan mal müdürü burada Hazineyi temsil etmemekte, aksine kayyımlık görevi gereği açık kimliği ve adresi tespit edilemeyen kişilerin hak ve menfaatlerini korumaktadır. Kayyımın Hazine avukatını vekil tayin etmiş olması da Hazine adına hareket edildiğinin kabulü için yeterli değildir.
Bu nedenle kayyım, açılan bu davada, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre harçtan muaf değildir. 3561 sayılı Kanunu 2/ son maddesinde “ Kayyımlıkla ilgili işlemler her türlü vergi, resim, harç ve katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmişse de burada yargı harçlarından bağışıklığına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle dava reddedildiğinden alınması gereken harcın davacı kayım vekilinden tahisili ile Hazineye gelir kaydına karar verilmesi gerekirken davacı tarafın harçtan muaf olduğu kabul edilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3. bendinin çıkartılmasına, yerine ( Alınması gereken 24,30-TL harcın davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 19.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.