MAHKEMESİ: Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 22/10/2013
NUMARASI: 2011/349-2013/521
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalılar vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; davacının dava konusu taşınmazlara 21.04.2008’de davalı S. R..D..’dan satın almak suretiyle malik olduğu, daha sonra davalı Hazine aleyhine tapu kaydının beyanlar hanesine, 4086 Sayılı Yasa ile değişik 3573 Sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince konulan “3573 Sayılı Yasa Kapsamındadır. Veriliş amacı dışında kullanılamaz, miras dahil bölünemez. Veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez. Aksi taktirde Hazinece geri alınır” şerhinin silinmesi için dava açtığı, Hazinenin ise dava konusu T... K.. .... ada ..,.. ve .. sayılı parsellerin ifraz edildiği 291 sayılı parselin, 3573 Sayılı Yasada gösterilen veriliş amacı dışında kullanıldığının yönetimce düzenlenen raporlarla belirlendiği, yasa olanak tanımamasına karşın küçük parçalara ifraz edildiği, bu nedenle tapu kaydını iptali ve Hazine adına tapuya tecili istemiyle dava açtığı, davaların birleştirildiği, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/191 esas - 2010/165 karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda, davacının davasının reddine, Hazinenin açtığı davanın ise kabulüne karar verildiği, taşınmazların davacı üzerindeki tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 09.06.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nın sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007.maddesi ''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.'' hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, Tapu Sicil Müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Bu nedenle, somut olayda 4721 sayılı Yasanın 1007.maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1- Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, TMK.nın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
Söz konusu madde gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup, S. R.. D..’un davalı sıfatı yoktur. Bu nedenle, adı geçen davalı yönünden davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Dava konusu taşınmaz mallar arsa niteliğinde olup, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazların eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir.
Bu nedenle, taraflara dava konusu taşınmazlara yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2011 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazların, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek dava tarihindeki değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taşınmaza emsallerin değer biçmede esas alınamayacağı belirtilerek piyasa rayicinden söz etmek suretiyle değer biçen geçersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı Hazine harçtan bağışık olduğundan harç alınmamasına, davalı S.. D..'dan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 21.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.