MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2011/396-2013/74
Taraflar arasındaki tapuda sahte nüfus cüzdanı ve vekaletname ile işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.12.2013 günü temyiz eden davalı Hazine vekili Av. D.. G.. ile aleyhine temyiz olunan davacı vekilinin yüzlerine karşı; usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden ihbar olunan vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak davacı ve davalı Hazine vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten ve Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, tapuda sahte nüfus cüzdanı ve vekaletname ile işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, İzmir, Güzelbahçe’de bulunan .. parsel sayılı taşınmazdaki 3 no’lu bağımsız bölümün önce sahte vekaletname ile gerçekte var olmayan M.. A.. Y.. isimli kişiye, onun tarafından da sahte nüfus cüzdanı ile davacıya satışının yapıldığı, bu durumu öğrenen gerçek tapu maliki K.. C..tarafından davacı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davaları sonucunda İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/472-2010/236 sayılı kararı ile davacı adına olan tapu kaydının iptali ile gerçek malik adına tapuya tescile karar verildiği, bu kararın 18.03.2011 tarihinde kesinleştiği, bu olay nedeniyle davacı ve 3.şahıslar hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları nedeniyle açılan ceza davasında, İzmir 5. Ağır ceza Mahkemesinin 2011/264 esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit olmadığından beraatlerine karar verildiği, bu kararın da 10.07.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007.maddesi ''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.'' hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Somut olayda 4721 sayılı Yasanın 1007.maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu hususunun mahkemece kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğinde olup, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle zemine, yapıya da Bayındırlık birim fiyatlarına göre belirlenen bedelden yıpranma payı da düşülmek suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir.
Bu nedenle, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2008 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taşınmaza, genel deyimlerle ve piyasa rayicinden söz ederek değer biçen geçersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz eden davalı Hazine yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 990,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 01.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy