MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/09/2012
NUMARASI : 2009/261-2012/594
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın süre yönünden reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan bahisle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; dava konusu 1469 parsel sayılı taşınmazın, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.06.1988 Tarih 1987/37-1988/99 sayılı kararı ile Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi uyarınca H.. H.. adına tesciline karar verildiği, kararın Ahmet Güdücü’ye bizzat; H.. D.. ve F. G.’ye ise “birlikte sakin kardeşi A.G. imzasına” tebliğ edildiği, ve H.G. hakkında açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 22. maddesi ile Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 7. madde ile "Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanununun 16 ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmış sayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamaz; kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz; açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır." hükmü getirilmiş olduğu gözetilerek kendilerine usulüne uygun karar tebliğ edilen A.G. ve F. G.mirasçıları tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi, Kamulaştırma Kanununun 17.maddesi uyarınca tescile ilişkin mahkeme kararının tebliğine ait tebliğ mazbatası bulunmamakla birlikte, kamulaştırma işlemleri kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açmayan H.. G.. tarafından açılan davanın bu gerekçeyle reddi yerine yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. Ancak;
1-Bir kısım davacılar murisi H.G. hakkında açılmış bir tescil davası bulunmadığı ve kamulaştırma işlemlerinin de bu kişiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmakla, H. G.mirasçıları yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle ret kararı verilmesi,
2-Davacı H.. D..’ın 1964’te evlenerek başka bir konuta gittiği ileri sürüldüğünden, Halide’nin tescil kararının tebliği tarihinde kardeşi A. G. ile, kamulaştırma işleminin tebliği tarihinde ise kardeşi H.. G.. ile birlikte oturup oturmadığı araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kamulaştırmadan arta kalan 377 m²’lik bölümün yüzölçümü, geometrik durumu ve imar planındaki durumuna göre bu bölümün bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle bu kısım yönünden açılan davanın da reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının H.. H..ye irad kaydedilmesine, 03.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy