(4721 S. K. m. 1007)
Dava: Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMKnun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMKnun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre davacıların dava dışı H.E. isimli şahıstan 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 3/44 hissesini 25.05.2006 tarihinde satın aldıkları ve tapuda buna ilişkin resmi senet düzenlendiği, ancak bu satışın tapu siciline kaydedilmediği, H. E.ün daha sonra taşınmazdaki hissesini 3. Şahıslara sattığı, taşınmazın davacılara satışının yapıldığı 25.05.2006 tarihinde 53.857 m2 olduğu, daha sonra 22.09.2006da 11.885,85 m2sinin yola 9143,75 m2sinin de park terkini yapılarak 32.827,40 m2nin kaldığı, kalan bu kısmın da 2490 ada 1 parsel ve 2492 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği anlaşılmıştır.
4721 saylı TMKnun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi ''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur'' hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Bu nedenle, somut olayda 4721 sayılı Yasanın 1007. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartları oluştuğundan ve söz konusu madde gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup, davacının amacı Devlet tüzel kişiliğini dava etmek olduğundan, davanın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, hasımda değil, temsilcide yanılmadır.
Bu durumda, davacıya Hazineyi davaya dahil etmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 10.06.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy