MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, dava konusu edilen İstanbul Beykoz Polenezköy 1 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında dava dışı üçüncü şahıslar adına hisseli olarak tesbit gördüğü, davacının dava konusu taşınmazdaki 7/64 hisseyi 26.11.1992 yılında satınalmak suretiyle taşınmazda malik olduğu, aynı yıl Alemdağ Orman İşletme müdürlüğünce taşınmazın orman vasfında olan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda tapu kaydının iptaline dair hükmün davacımıza bizzat tebliğini mütakip temyiz edilmeyerek 16.05.1993 yılında kesinleştiği anlaşılmıştır.
TMK'nun 1007.maddesinde düzenlenen objektif sorumluluk halinin 818 sayılı Borçlar Kanununun devamı maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, aynı kanunun 60.maddesindeki zamanaşımı kurallarının uygulanma imkanı olmadığı gibi, TMK'nun 1007.maddesine dayanılarak açılan davalar için ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir. Bu itibarla 818 sayılı Borçlar Kanununun 125.maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması esastır.
Bu nedenle tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniye uğranılan maddi zararın TMK'nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemiyle açılan davada, kesinleşen mahkeme kararı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy