MAHKEMESİ : Vezirköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2012/961-2013/543
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların hazine adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur. Ancak;
1) Aynı kamulaştırma nedeniyle kamulaştırılan komşu taşınmazların, sulu tarım arazisi olarak kabul edildiği ve davalı tarafın savunmaları da dikkate alınarak dava konusu taşınmazın sulanma imkanına sahip olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazın sadece devlet tarafından yapılmış sulama tesisi bulunmaması nedeniyle kuru tarım arazisi kabul edilerek değer belirleyen rapora göre eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2) Taşınmaz kuru tarım arazisi niteliğinde kabul edilse bile acele kamulaştırma dosyasında 2011 yılı değerlendirmesine göre buğdayın dekara verimi 400, samanın 300 kg alınmasına ve verim miktarında, 2012 yılında, Vezirköprü Tarım İlçe Müdürlüğü cevabi yazısına göre hububatta yağış yetersizliği nedeniyle %40-50'ye varan düşüşler yaşandığı belirtilmesine rağmen verim miktarları 2012 yılı verilerine göre belirlenmiştir.
Yargıtay uygulamalarına göre arazi niteliğindeki bir taşınmazın değeri belirlenirken daha önceki yıllara ilişkin olarak (5yıl ) normal koşullarda Tarım İlçe Müdürlüğünce tespit edilen verim miktarlarının dikkate alınması gerekir. Verim miktarlarının geçmiş yıllara oranla bir yılda bu denli değişip azalmış olmasının olağan kabulü mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece taşınmazın bedelinin normal veriminin alındığı yıllar ortalamasına göre tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, dekara verim miktarında indirim yapılarak değer biçen rapora göre az bedel tespiti,
Doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 16.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy