MAHKEMESİ: Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/12/2012
NUMARASI: 2011/775-2012/1143
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 24.12.2013 gün ve 2013/20166 Esas - 2013/23799 Karar sayılı ilama karşı davacılar vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce onanmış, bu karara karşı davacılar vekilince karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak incelenen 405 ada 640 parsel sayılı taşınmazın Tapu Sicil Müdürlüğü’nce yapılan aramalarda kaydına rastlanmadığı ve bu nedenle raporun inandırıcı olmadığı gibi, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. Maddesi uyarınca tazmini istemiyle açılan davada, mahkemece davacıların gerçek zararı tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken tazminattan muhik indirim yapıldığı, kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından;
Davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 24.12.2013 gün ve 2013/20166-23799 sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacılar murisi adına tapuda kayıtlı bulunan 675 m2 yüzölçümleri 74 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 233,06 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisinde kalması nedeniyle Karasu Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 05.02.2009 tarihinde kesinleşen 2008/205-430 sayılı kararı ile tapu kaydının iptal edilmesi üzerine davacılar tarafından tazminat istemli işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
1)Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak incelenen 405 ada 640 parsel sayılı taşınmazın raporda belirtilen tarihlerdeki satışına ilişkin olarak, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından aktif yada pasif kayda rastlanılmadığı bildirilmiş olup, bu nedenle alınan rapor ve yapılan inceleme inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda mahkemece; tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal olunan 74 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve dava tarihine yakın zamanda satışı yapılmış emsalleri bildirmeleri için taraflara süre verilip gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilip, teyitlerinin de Tapu Sicil Müdürlüğü’nden getirtilmesinden sonra, mahallinde, refakata resen alınacak bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak, emsaller ile 74 ada 2 parsel sayılı taşınmazın üstün ve eksik yönleri tek tek belirlenip kıyaslaması yapılmak suretiyle dava tarihindeki değerin saptanması kalan kısmında inşaat yasağı bulunup bulunmadığı, inşaat mümkün ise kısıtlama olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre değer kaybının hesaplanması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2)4721 sayılı TMK’nun “sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder” hükmü yer almakta olup, tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminat da o miktarda olmalıdır.
Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktar olmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152-2003/125 sayılı kararı, 29.09.2010 gün ve 2010/14-386-2010/427 sayılı kararı , 15.12.2010 gün ve 2010/13-618-2010/668 sayılı kararı )
Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu somut olayda, tazminatın kapsamı belirlenirken, davacının gerçek zararının dikkate alınması gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle muhik indirim yapılmak suretiyle tazminata hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 30.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy