MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2011/447-2013/206
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın Yuva (Anteks) Etabı Uygulama İmar Planın doğrultusunda kesinleşen 84311 nolu parselasyon planına göre 21.10.2013 günü tapuya tescilleri sağlanan tapu kayıtlarına göre; davacılardan Nadiye ve K.. K.. ve Tekin Taşdirek'in dava konusu taşınmazdaki paylar, imar planında resmi kurum alanı olarak ayrılan 63455 ada 1 parsel ile küçük sanayi sitesinde 63477 ada 25 ve 30 parsellere şuyulandığı, davacı R.. K..'ın dağıtım cetvelinde ismine rastlanmadığı anlaşılmıştır.
1-Buna göre imarda resmi kurum alanı olarak ayrılan 63455 ada 1 parsel başında bilirkişi marifetiyle keşif yapılıp davalı idarece fiilen el atılıp atılmadığı kesin olarak tespit edilip,
El atılmış ise sadece, bu parseldeki paylarının karşılığına hükmedilmesi,
El atılmamış ise;
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edildiği nazara alınarak,
İdari yargı görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
2-Davacılardan R.. K..'ın dava konusu taşınmazdaki payının en son yapılan imar uygulaması sonucu nereye gittiği araştırılarak sonucuna göre bu davacı yönünden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy