TARİHİ : 07/07/2015
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan kısmın yol olarak terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan kısmın yol olarak terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1-Dava konusu taşınmaz imar parseline dönüştürülürken, kesilen DOP miktarı ilgili Belediye Başkanlığından sorulup gelen cevaba göre kesilen DOP miktarı kadar, taşınmazın emsal karşılaştırılması sonucu bulunan m² bedeline ekleme yapılması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazdan % 42,96 oranında DOP kesildiği kabul edilip, uygulama yılındaki maksimum DOP oranının % 35 olduğu gerekçesi ile emsal kıyaslaması sonucu taşınmazın bulunan m² bedeline % 35 oranında DOP eklenerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Üzerinde kat irtifaklı bina olan dava konusu taşınmaz, kamulaştırma öncesinde de yola cepheli olduğundan kamulaştırma sonucu Kanuni Bulvarına cepheli hale gelmesi nedeniyle değerinde artış olmayacağı gibi, yapılan kamulaştırma nedeniyle taşınmazın arta kalan kısmında yol ile kot farkının oluşması ve binanın
yola bitişik hale gelmesinden kaynaklanan değer azalışı olacağı muhakkak olup, hükme esas alınan bilirkişi heyetinden bu hususta ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 01/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy